▶16:50
Günümüzde farzları yapan ve kebairden kaçınan kimse.. | Mizan | M. Fethullah Gülen Hocaefendi
Mizan#mizan #mizanklasik #hizmet #hocaefendi *Hazreti Ebu Bekir, Hazreti Ömer, Hazreti Osman ve Hazreti Ali (radiyallahu anhüm ecmaîn) efendilerimizin herhangi birini görmezlikten gelmek öyle bir körlüktür ki, “Kim bu dünyada gerçekleri görmede kör ise, âhirette de kördür, hatta yol bulmadaki şaşkınlığı daha da beterdir.” (İsra, 17/72) ilahi beyanında ifade edildiği üzere, bu körlük, sahibine öbür tarafta da körlük yaşatır. *Seyr u sülûk-i ruhanîde; letâif-i aşere (on lâtife) veya yedi nefis mertebesine bağlı olarak kalbî ve ruhî hayat derecesini elde etme, erbabınca müteâref bir yöntemdir ve çile Read moreShow less
#mizan #mizanklasik #hizmet #hocaefendi
*Hazreti Ebu Bekir, Hazreti Ömer, Hazreti Osman ve Hazreti Ali (radiyallahu anhüm ecmaîn) efendilerimizin herhangi birini görmezlikten gelmek öyle bir körlüktür ki, “Kim bu dünyada gerçekleri görmede kör ise, âhirette de kördür, hatta yol bulmadaki şaşkınlığı daha da beterdir.” (İsra, 17/72) ilahi beyanında ifade edildiği üzere, bu körlük, sahibine öbür tarafta da körlük yaşatır.
*Seyr u sülûk-i ruhanîde; letâif-i aşere (on lâtife) veya yedi nefis mertebesine bağlı olarak kalbî ve ruhî hayat derecesini elde etme, erbabınca müteâref bir yöntemdir ve çile disiplini dahil bugüne kadar insan-ı kâmil olmanın biricik yolu kabul edilegelmiştir. Ancak, hem seyr-i ruhânî hem de onun içinde önemli bir yer işgal eden çile vasıtasıyla kazanılmış mertebe, derece, mevhibe ve vâridata ulaşmanın başka alternatiflerinin bulunduğu da bir gerçektir. Bu alternatifler arasında, bir mânâda peygamberlik hakikatinin tecellîsi ve sahabî mesleğinin inkişaf ettirilmesi yolu da diyebileceğimiz farklı bir yöntem vardır ki Bediüzzaman Hazretleri’ne göre; “acz, fakr, şefkat, tefekkür, şevk ve şükür” esaslarına bağlı bu yol, daha kestirme, daha selâmetli, daha emin ve mevcut şartlar açısından günümüz insanına daha uygundur.
*Öyle ifritten bir dönemde yaşıyoruz ki, böyle bir zamanda dinî hayatı ekmeliyet ve etemmiyet üzere götürmek zorlardan zor. Bundan dolayıdır ki, Hazreti Üstad bir dönemde “sadık talebelerim” diyerek dua ediyor; fakat daha sonra dua mecmuasından “sâdık” kelimesini sildiğini, çünkü o ağır şartlar altında herkesin sadakate muvaffak olamayabileceğini ifade ediyor. Hareti Pir’in “takva” tarifine getirdiği yumuşatıcı yorum da aynı düşüncenin neticesidir.
*Şartlar ne kadar zor olursa olsun, mü’minler hayatın her alanında bulunmak mecburiyetindedirler; zira, mevcut olmayınca mefkûd avlanamaz.
*Hazreti Ebu Bekir, Hazreti Ömer, Hazreti Osman ve Hazreti Ali (radiyallahu anhüm ecmaîn) efendilerimizin herhangi birini görmezlikten gelmek öyle bir körlüktür ki, “Kim bu dünyada gerçekleri görmede kör ise, âhirette de kördür, hatta yol bulmadaki şaşkınlığı daha da beterdir.” (İsra, 17/72) ilahi beyanında ifade edildiği üzere, bu körlük, sahibine öbür tarafta da körlük yaşatır.
*Seyr u sülûk-i ruhanîde; letâif-i aşere (on lâtife) veya yedi nefis mertebesine bağlı olarak kalbî ve ruhî hayat derecesini elde etme, erbabınca müteâref bir yöntemdir ve çile disiplini dahil bugüne kadar insan-ı kâmil olmanın biricik yolu kabul edilegelmiştir. Ancak, hem seyr-i ruhânî hem de onun içinde önemli bir yer işgal eden çile vasıtasıyla kazanılmış mertebe, derece, mevhibe ve vâridata ulaşmanın başka alternatiflerinin bulunduğu da bir gerçektir. Bu alternatifler arasında, bir mânâda peygamberlik hakikatinin tecellîsi ve sahabî mesleğinin inkişaf ettirilmesi yolu da diyebileceğimiz farklı bir yöntem vardır ki Bediüzzaman Hazretleri’ne göre; “acz, fakr, şefkat, tefekkür, şevk ve şükür” esaslarına bağlı bu yol, daha kestirme, daha selâmetli, daha emin ve mevcut şartlar açısından günümüz insanına daha uygundur.
*Öyle ifritten bir dönemde yaşıyoruz ki, böyle bir zamanda dinî hayatı ekmeliyet ve etemmiyet üzere götürmek zorlardan zor. Bundan dolayıdır ki, Hazreti Üstad bir dönemde “sadık talebelerim” diyerek dua ediyor; fakat daha sonra dua mecmuasından “sâdık” kelimesini sildiğini, çünkü o ağır şartlar altında herkesin sadakate muvaffak olamayabileceğini ifade ediyor. Hareti Pir’in “takva” tarifine getirdiği yumuşatıcı yorum da aynı düşüncenin neticesidir.
*Şartlar ne kadar zor olursa olsun, mü’minler hayatın her alanında bulunmak mecburiyetindedirler; zira, mevcut olmayınca mefkûd avlanamaz.





