▶16:50
İnsan kendisini tastamam zannediyorsa... | Mizan | M. Fethullah Gülen Hocaefendi
Mizan#mizan #mizanklasik #hizmet #hocaefendi *Öyle ifritten bir çağda yaşıyoruz ki, Müslümanlık zuhur ettiği günden bugüne İslam dünyası böylesine belalı bir dönem görmemiştir. *İnsan kendisini tastamam, yeterli, müzekka ve mükemmeliyet içinde zannediyorsa, eksik gediğini asla göremez. Enbiya-yı izâm, evliya-yı fihâm ve asfiya-yı kirâmı gez-göz-arpacık yaparak hedefe bakması lazım ki, insan, kusurlarını görebilsin ve telafi yoluna girebilsin. *Cenâb-ı Hak âyet-i kerimede, Rasûl-ü Ekrem Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem), اَلْيَوْمَ أَكْمَلْتُ لَكُمْ دِينَكُمْ وَأَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَتِRead moreShow less
#mizan #mizanklasik #hizmet #hocaefendi
*Öyle ifritten bir çağda yaşıyoruz ki, Müslümanlık zuhur ettiği günden bugüne İslam dünyası böylesine belalı bir dönem görmemiştir.
*İnsan kendisini tastamam, yeterli, müzekka ve mükemmeliyet içinde zannediyorsa, eksik gediğini asla göremez. Enbiya-yı izâm, evliya-yı fihâm ve asfiya-yı kirâmı gez-göz-arpacık yaparak hedefe bakması lazım ki, insan, kusurlarını görebilsin ve telafi yoluna girebilsin.
*Cenâb-ı Hak âyet-i kerimede, Rasûl-ü Ekrem Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem),
اَلْيَوْمَ أَكْمَلْتُ لَكُمْ دِينَكُمْ وَأَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَتِي وَرَضِيتُ لَكُمُ الْإِسْلَامَ دِينًا
“İşte bugün sizin dininizi kemâle erdirdim ve üzerinizdeki nimetimi tamamladım. Sizin hakkınızda hoşnutluğumu İslâm’a bağladım.” (Maide Suresi, 5/3) buyurmak suretiyle hem İslam’ı ekmeliyet ve etemmiyet üzere gönderdiğini hem de rızasını ekmeliyet ve etemmiyete bağladığını ifade etmiştir.
*Araplar Kur’an okurken etraftan “Allah Allah Allah…” diyorlar. Sanki fon müziği gibi bir şey. Okuyan da böyle dendikçe coşuyor, riyakarlığına riyakarlık katıyor. Oysa, İnsanlığın İftihar Tablosu Kur’an okurken herhalde Cibril bile başını eğiyordu, “Senin gibi diyemem ben!” diyordu; fakat, Kur’an okunurken hiçbir sahabinin “Allah Allah Allah…” dediği duyulmuyordu.
*Benlik.. benlik.. benlik… Gurur.. gurur.. gurur… Enaniyet.. enaniyet.. enaniyet!.. İnanın bana, tâbîleri bu anlayışta olan insanların yeryüzünde ruhlarının âbidesini ikâme etmeleri mümkün değildir; evvelâ bir tezkiye-yi nefse (nefisleri adına arınmaya) ihtiyaçları vardır.
*Nur Müellifi, “Sen, ey riyakâr nefsim! ‘Dine hizmet ettim’ diye gururlanma. ‘Muhakkak ki Allah, bu dini fâcir adamla da te’yid ve takviye eder.’ hadisi sırrınca, müzekkâ olmadığın için, belki sen kendini o racul-ü fâcir bilmelisin. Hizmetini ve ubudiyetini, geçen nimetlerin şükrü, vazife-i fıtrat, farize-i hilkat ve netice-i san’at bil, ucub ve riyadan kurtul.” buyurur. Demek ki, nefis tezkiyesine nâil olamamış bir insan, dine ve diyanete hizmet ediyor olsa bile, gurur, ucb ve riyaya düşmemek için çok temkinli hareket etmeli ve kendisinin de o racul-ü fâcirin akıbetine uğrayabileceğini düşünüp titremelidir. Hizmetlerinden dolayı asla şımarmamalı, gurura kapılmamalı ve kendisini emniyette saymamalıdır; aksine, Allah yolundaki mücahedesini tabii bir vazife, bir kulluk borcu ve o zamana kadar lutfedilen nimetlerin şükrü kabul etmelidir. Şahsı itibarıyla fısk u fücura açık olduğunu hep hatırda tutmalı, nefsi ile başbaşa kaldığında her haltı karıştırabileceğine inanmalı; dolayısıyla her zaman Allah’a sığınmalı ve eksiklerine, kusurlarına, hatalarına ve günahlarına rağmen hâlâ imana hizmet dairesinde bulunuyor olmasını büyük bir arınma fırsatı olarak görmelidir.
*Öyle ifritten bir çağda yaşıyoruz ki, Müslümanlık zuhur ettiği günden bugüne İslam dünyası böylesine belalı bir dönem görmemiştir.
*İnsan kendisini tastamam, yeterli, müzekka ve mükemmeliyet içinde zannediyorsa, eksik gediğini asla göremez. Enbiya-yı izâm, evliya-yı fihâm ve asfiya-yı kirâmı gez-göz-arpacık yaparak hedefe bakması lazım ki, insan, kusurlarını görebilsin ve telafi yoluna girebilsin.
*Cenâb-ı Hak âyet-i kerimede, Rasûl-ü Ekrem Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem),
اَلْيَوْمَ أَكْمَلْتُ لَكُمْ دِينَكُمْ وَأَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَتِي وَرَضِيتُ لَكُمُ الْإِسْلَامَ دِينًا
“İşte bugün sizin dininizi kemâle erdirdim ve üzerinizdeki nimetimi tamamladım. Sizin hakkınızda hoşnutluğumu İslâm’a bağladım.” (Maide Suresi, 5/3) buyurmak suretiyle hem İslam’ı ekmeliyet ve etemmiyet üzere gönderdiğini hem de rızasını ekmeliyet ve etemmiyete bağladığını ifade etmiştir.
*Araplar Kur’an okurken etraftan “Allah Allah Allah…” diyorlar. Sanki fon müziği gibi bir şey. Okuyan da böyle dendikçe coşuyor, riyakarlığına riyakarlık katıyor. Oysa, İnsanlığın İftihar Tablosu Kur’an okurken herhalde Cibril bile başını eğiyordu, “Senin gibi diyemem ben!” diyordu; fakat, Kur’an okunurken hiçbir sahabinin “Allah Allah Allah…” dediği duyulmuyordu.
*Benlik.. benlik.. benlik… Gurur.. gurur.. gurur… Enaniyet.. enaniyet.. enaniyet!.. İnanın bana, tâbîleri bu anlayışta olan insanların yeryüzünde ruhlarının âbidesini ikâme etmeleri mümkün değildir; evvelâ bir tezkiye-yi nefse (nefisleri adına arınmaya) ihtiyaçları vardır.
*Nur Müellifi, “Sen, ey riyakâr nefsim! ‘Dine hizmet ettim’ diye gururlanma. ‘Muhakkak ki Allah, bu dini fâcir adamla da te’yid ve takviye eder.’ hadisi sırrınca, müzekkâ olmadığın için, belki sen kendini o racul-ü fâcir bilmelisin. Hizmetini ve ubudiyetini, geçen nimetlerin şükrü, vazife-i fıtrat, farize-i hilkat ve netice-i san’at bil, ucub ve riyadan kurtul.” buyurur. Demek ki, nefis tezkiyesine nâil olamamış bir insan, dine ve diyanete hizmet ediyor olsa bile, gurur, ucb ve riyaya düşmemek için çok temkinli hareket etmeli ve kendisinin de o racul-ü fâcirin akıbetine uğrayabileceğini düşünüp titremelidir. Hizmetlerinden dolayı asla şımarmamalı, gurura kapılmamalı ve kendisini emniyette saymamalıdır; aksine, Allah yolundaki mücahedesini tabii bir vazife, bir kulluk borcu ve o zamana kadar lutfedilen nimetlerin şükrü kabul etmelidir. Şahsı itibarıyla fısk u fücura açık olduğunu hep hatırda tutmalı, nefsi ile başbaşa kaldığında her haltı karıştırabileceğine inanmalı; dolayısıyla her zaman Allah’a sığınmalı ve eksiklerine, kusurlarına, hatalarına ve günahlarına rağmen hâlâ imana hizmet dairesinde bulunuyor olmasını büyük bir arınma fırsatı olarak görmelidir.





